Kalça Artroskopisi Ameliyatı Sonrası Di̇kkat Edilmesi Gerekenler

Kalça Artroskopisi Ameliyatı Sonrası

Kalça Artroskopisi Ameliyatı Sonrası Di̇kkat Edilmesi Gerekenler

Kalça cerrahisi 1980 yılından bu yana oldukça gelişim sağlamaktadır. Bunun nedeni ise hem gelişen teknoloji hem de tıp alanında oldukça gelişen yeni yöntemlerin ortaya çıkmasıdır. Öyle ki önceleri kalça ekleminde veya kalçada oluşan sorunlar için açık cerrahi müdahale işlemi yapılırken günümüzde kalça ekleminde ve kalça bölgesinde oluşan bazı rahatsızlıklar da artık artroskopi işlemi yani açık cerrahiye göre daha kolay ve etkili sonuçlar vermektedir.

Kalça artroskopisi işlemi sonrasında kişinin dikkat etmesi gereken durumlara bakılmadan önce bu cerrahi işlemin hangi hastalıklarda uygulandığına ve yine bu işlemin nasıl yapıldığına bakmak, dikkat edilmesi gereken durumları daha iyi kavramak adına gerekmektedir.

Kalça Artroskopisi Nasıl Bir Yapıya Sahiptir?

Burada öncelikle bilinmesi gereken durum şudur ki kalça eklemi sağlam bir eklem kapsülü sarılı olan ve yine her açıdan güçlü hacimli kas yapısı örtülü olup etrafı ise sinir ve damarlar ile kaplı olan bir yapıdır. İnsan vücudunda en hareketli bölgelerden birisi olan kalça eklemi aslında vücudun bütün ağırlığının da üstüne bindiği bir eklem yapısıdır. Anatomik yapısı nedeniyle artroskop ve cerrahi aletlerin girmesine olanak verecek bir boşluk yoktur. Bu nedenle eklemin ayaktan uygulanan çekme işlemi ile aralanması, artroskopi yapılacak olan boşluk hacminin yakalanmasında veya eklem de işlemin yapılacağı bölgenin de net olarak belirlenmesi gerekir. Yine eklem boşluğu ve artroskopi portalleri arasında bulunan kalın yumuşak dokular aletlerin içeri girmesinde bir engel olarak bulunmaktadır. Fakat buradaki avantaj ise doku yapısının yumuşak olmasıdır. Yukarıda belirttiğimiz gibi ilk olarak bu cerrahi işlem 1980 yılından bu yana yapılmakta iken ilk yıllarda sınırlı durumlarda kullanılmaktadır. Fakat geçtiğimiz bunca yıl aşamasında gelişmekte olan artroskopi yöntemi günümüzde de güvenilir bir şekilde uygulanabilmektedir.

Bu sınırlı durumlara bakıldığında ise genel olarak cerrahi işlem kalça eklemi sıkışmasında kullanılmaktadır. Ayrıca kalçada bulunan ve femur adı verilen kemik yapısında meydana gelen tümsek yapısal bozukluklarda da bu cerrahi müdahaleye başvurulmaktadır. Yine asetabulumun ön ve yan dudağında yer alan kıskaç yapıdaki bozulmalar ile birlikte labrumda oluşan yırtıkların eksizyonu ve dikilerek onarılması veya rekonstrüksiyonunda da kullanılmaktadır. Kıkırdak hasarlarında veya mikro kıkırdak kırılmalarında da kalça artroskopisine başvurulmaktadır. Eklem içinde rahat gözlem ve hareket alanı oluşu birkaç adet küçük kesi ile müdahale edilmesine olanak sağlamaktadır. Artroskopinin diğer cerrahi operasyona göre iyileşme süresinin daha az olması ve hastada oluşacak olan ağrılarının süresi ile şiddetinin daha az olması gibi durumlardan dolayı tercih edilmektedir.

Kalça Artroskopisinde Uygulanan Teknikler

Uygulanan bu cerrahinin teknik olarak incelemesine bakıldığında ise bu işlemi yapabilmek için bir traksiyon masasına ve skopi denilen radyoloji cihazına gerek vardır. Hasta traksiyon masasına yatırıldıktan en fazla yüz yirmi dakika içinde müdahalede edilerek operasyonun bitirilmesi gerekmektedir aksi takdirde hastada olası komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Kalça eklemine birçok portalden giriş yapılabilmektedir. Burada en çok tercih edilen portallerin yanı sıra cerrahi işlemi uygulayacak hekime ve hastada sorunun büyüklüğüne bağlı olarak giriş portali sayısı değişmektedir. Anterior portal açılırken lateral olan femoral kutanöz sinire ve bir başka durumda ise poterolateral portal açılırken ise siyatik sinire dikkat edilmesi gerektiği ifade edilmelidir. Hastada en az iki portal oluşturulduktan sonra ise eklem kapsülü transvers olarak kesilerek burada portaller birleştirilmektedir.

Bunun nedeni ise skop ve aletlerin kolay hareketi için yapılmasıdır. Kıskaç pozisyonu ile birlikte labrumda oluşan yırtıklar gözden geçirilerek dikilme işlemi yapılmaktadır. Perilabral sulkus gevşetilebilir sıkışmalar ise eksize edilebilmektedir. Periferik olan bölgede ise kalça rotasyonu yapılarak müdahale edilmektedir. Sinoviyal olarak bulunan kistlere müdahale edilebilir aynı zamanda gerekirse greftlenmektedir. Kalça da oluşan sıkışmanın giderildiği hem skopi yardımı ile hem de radyolojik olarak net bir şekilde emin olunduktan sonra operasyon bitirilmektedir.

Genel olarak ameliyat sonrasında kişilerde hafif ölçekli ağrılar meydana gelebilmektedir. Bu ağrılar ise birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Traksiyona bağlı olarak ayak bileği bölgesinde oluşan ağrılar ise yine birkaç saat içinde kaybolmaktadır. Ameliyat sonrası ise hasta on iki ila yirmi dört saat içinde hastaneden taburcu olmaktadır. Hem ağrıların kontrolü hem de hastanın daha rahat bir iyileşme süreci geçirmesi için on gün bir süre ilaç tedavisi mümkün olmaktadır. Bazı durumlarda ise hasta 4 ila 8 hafta gibi bir süre koltuk değnekleri ile yürüyebilmektedir. Hastanın ameliyat sonrasında kesin olarak hekimin dediği süre kapsamın da destek almadan hareket etmemesi gerekmektedir. Yapılan dikişler alınana kadar enfeksiyondan korunmalı ve bu süre de olduğu kadar kalça eklemine dikkat etmesi gerekmektedir. Genellikle ameliyat sonrası fizik tedavi önerilir.