Femoro Asetabular Sıkışma Hastalığı

Femoro Asetabular Sıkışma Hastalığı

Femoro Asetabular Sıkışma Hastalığı

Femoro asetabular sıkışma hastalığına daha detaylı bakacak olursak bu durum kısa bir şekilde adından da anlaşıldığı üzere sıkışma olarak da ifade edilebilir. Kalça eklemi yapısal olarak femur başı ve bunun içine yerleşmekte olduğu asetabulum adı verilen yuva şeklinde iki kemik yapıdan oluşmaktadır. Bu iki kemik arasında ise kalçaya yük binmesi durumunda ortaya çıkan dizde ki menisküse benzer bir yapı bulunmaktadır. Bu yapıya ise labrum adı verilmektedir.

Labrum c şeklinde bir yapı olmak ile birlikte kişide aslında conta vazifesi görmektedir. İşte burada gerekirse femurun bozuk olması veya asetabulumun normalden daha derin bir yapıya sahip olması durumunda veya dönük olması gibi durumda hareketler esnasında eklemler arasında bir sıkışma veya hareket kısıtlılığı meydana gelmektedir. Bu sıkışma olayı conta vazifesi yapan labrumda hasara yol açmaktadır.

Bulguları Nelerdir?

Femur asetabular sıkışmanın bulguları ise şunlardır. En önemli ve hemen her vakada karşımıza çıkan şiddetli veya normal düzeyde ağrılardır. Hasta genel olarak ağrının oluştuğu yeri net bir şekilde tanımlayamaz burada ağrı ise uyluk kemiğinin ön yüzeyi etrafında bacağa kadar ilerleyebilmektedir. Dikkat edilmesi gereken ise ağrıların şiddetinin özellikle çömelme veya alçak konumda sandalyeye oturma gibi durumlarda meydana çıkmaktadır. Yine belirli kalça hareketlerin kısıtlanmalara yol açmaktadır. Yine kişinin eklem yapısın da bir takılma veya atlama hissi oluşturabilirken, ağrının şiddeti arttıkça kişide topallama çok daha belirgin bir hale gelmektedir. Genel olarak ise otuz veya kırk yaşları arasındaki bireylerde daha sık görülürken aynı zamanda spor aktiviteleri ile uğraşan bireylerde de sıkça görülmektedir.

Bu hastalığın tanısı ise doktorun hastalığının varlığında haberdar olması ile daha kolay bir hale gelmektedir. FAI - FAS olarak kısaltılan bu hastalık hekimler tarafından görüntülemeler ve radyolojik kontrolde özellikle aranmadığında atlanabilir. Gecikme olması durumunda ise kişide çok daha ileri düzeyde rahatsızlığa sebep olabilmektedir. Birçok kişi bu gibi durumlarda kasık fıtığı veya bel fıtığı gibi tanılar ile tedavi almış olsa da dikkatli bir hekim muayenesi ve uygun pozisyonlarda çekilmiş olan röntgen grafisi ile tanı çok daha kesin bir hale gelebilir.

Bu hastalığın tedavisinde ise geçmiş yıllarda oldukça büyük olan ve hem hekim açısından hem de hasta açısından oldukça zahmetli gerçekleşen açık cerrahi ile yapılırken günümüzde artroskopi ile yapılmaktadır. Fakat şu da bilinmelidir ki kalça artroskopisi diz ve omuzda yapılan artroskopiye oranla daha zor ve daha uzun bir süre alan cerrahi işlemdir. Bu işlemi yapacak olan hekimin özel deneyimleri ve gerekli ekipmanları olması gerekmektedir. Burada artroskopinin en büyük avantajı açık ameliyata oranla çok daha küçük kesiler yardımı ile yapılabiliyor olmasıdır. Bir santimetre gibi kesiler sayesinde eklem de kesi oluşmamakta ve kalça kemiğinin yerinden çıkartılması olayı bulunmamaktadır. Bir santimetrelik kesiler ile birlikte mikro boyutta kameralar ile ekleme ulaşarak burada görülen sorun yine artroskopik aletler yardımı ile giderilmektedir.

Bu sayede kişi daha kısa sürede eski sağlığına kavuşmaktadır.