Ofis Hastalıklarının Biyolojik Kökeni

Ofis Hastalıklarının Biyolojik Kökeni

İnsanın milyonlarca onbinlerce yıldır süregelen normal evrim süreci son yüzyılda doğal sürecinin dışına çıkmıştır. Özellikle son 50 yıl, insan doğasında hiçbir karşılığı bulunmayan ofis yaşantısı ile evrim sürecini düşünsel olarak onbinlerce yıl ileri götürmüşken evrim kanunlarına sıkı sıkıya bağlı bedensel evrim hala olağan seyrini sürdürmektedir. Bu aradaki süreç farkı insanlıkta bir sakatlığı ortaya çıkarmıştır. Bu sakatlık doğal olarak hem bedensel hem de düşünsel düzeydedir. Bu sakatlığı beden- düşün uyumsuzluğu olarak adlandırmak özetlemek mümkündür. İnsanın şaşırtıcı bir hızla düşünsel sürece uyum mekanizmaları geliştirmeye başlaması ne yazık ki yaşadığımız 21. yüzyılda yaşama katılan yeni kuşaklarda sakatlıkları derinleştirecektir.

İnsan bedeni şu anda orman kanunlarına göre kurgulanmıştır. Kısaca yüksek fiziksel mücadeleye uygun güçlü vücut yapısı, ölüm- kalım anı stresi ile huzur arasındaki iki uçta hızlı geçişler arasında gidip gelen (ortalarda kalmayan) psikolojik yapı olarak özetlemek mümkündür. Burada her an mücadeleye hazır güçlü ve kas kemik yapısı, yeni av veya savaş streslerine hazır, dinlenik psikolojik yapıdan bahsedilmektedir. Güçlü bedensel yapı denildiğinde gelişkin, kuvvetli ve dayanıklı bir kas-iskelet sistemi, yüksek aktiviteyi destekleyebilen solunum-dolaşım sistemi, dengeli bir kan biyokimyası ve bunları sağlayan sağlıklı organ sistemleri anlaşılır. Böyle bir yapıda kolesterol, fazla kilolar dan bahsetmek mümkün değildir. İleri medeniyet öncesi insan psikolojisine durumu kabullenmişlik ve hayatta kalma mücadelesi hakimdir. Savaş, av, saldırıya uğramak gibi hayati risklerin getirdiği en üst düzeyde stresin ardından olağan ve değiştirilemeyecek hayatın verdiği en düşük düzeyde stres.

Yüksek düzeyde stres sanıldığının aksine zararlı değil,insanın tehlike anında ki en büyük desteğidir. Stres anında kanda adrenalin seviyesini artar, tansiyon yükselir, kalp atış sayısını ve solunumu hızlanır, kanda şeker miktarı yükselir, kas gerginliği artar, bu sırada hiddet, öfke ve saldırgan duygular öne geçerek vücut mücadele anına hazırlanır. Böyle yüksek bir aktivite ardından stresin kaybolarak vücudun fiziksel ve zihinsel dinlenmeye geçmesi gerekir. Bu fizksel ve psikolojik yapıya sahip bireyler yaşam şansını sürdürürken bu özelliği yitiren bireyler yok olmaktadırlar. Yaşam süresi kısalmakta, yaşlılığa ait sorunlar görülmemektedir.

Medeniyet orman kanunlarını düşünsel düzeye taşımıştır. Artık ormanlar yerini ofislere, savaşlar ve mücadele insan yaşamının her anına taşınmıştır. Durumunu kabullenmenin verdiği huzur duygusu gerek ikili ilişkilerdeki eşit pozisyonlama gerekse toplumda daha iyi bir noktaya gelme hırsı, her alanda sürekli rekabet gibi nedenlerle neredeyse kaybolmuştur. İnsan psikolojik yapısında artık dinlenik olma yerini sürekli strese bırakır.( bkz. Grafik) Bu sürekli strese bağlı kaslarda sürekli gerginlik, öfke- saldırganlık duyguları, kalp ve solunum sisteminde yüklenme devamlılık kazanır. İnsanın fiziksel güç kullanımı iyice azalır, sık-düşük enerjili tekrarlayıcı hareketler (bilgisayar klavyesi gibi) öncelik kazanır. Yemek gibi temel güdüler aynen korunmaktadır. Vücut harcamalarının üzerinde bir kalori alımı buna bağlı kilo artışları görülür. Hastalıklara ve vücut zayıflıklarına bağlı ölümler tıptaki ilerlemeler nedeniyle önlenmekte ve yaş ortalaması hızla (son 40 yılda yaklaşık 10 yaş kadar) yükselmektedir. Kullanılan teknolojilerin de insan üzerine etkileri de tartışılamaz.

Medeniyetin insan tavır ve psikolojik yapısındaki yarattığı değişiklikler (burada öncelikle ofis çalışanları üzerinde durulacaktır) şu hastalıklara neden olmaktadır;

Kas-iskelet sistemi; Kaslar kullanılmamaya bağlı zayıflamakta ve vücudun tüm yükleri iyi absorblanmadan ve dengelenmeden kemik ve eklemlere binmektedir. Buna bağlı olarak sırt, bel ağrıları, disk problemleri, öncelikle dizlerde olmak üzere kıkırdak aşınmaları sıktır. Sürekli klavye kullanmaya bağlı dirsek ve önkolda adele hastalıkları sıktır. İleri yaşlarda gerek aktivite azalması gerekse yaşama süresinin uzaması sonucu kemik erimesi özellikle de kadınlarda çok sıktır.

Dolaşım Sistemi; Sürekli stres yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıklarında (kalp krizi gibi) en önemli nedenlerdendir. Ek olarak azalmış bedensel aktivite ve aşırı beslenme sonucu yüksek kolesterol seviyeleri gibi kan biyokimyası bozuklukları da kalp ve damar hastalıklarında çok önemlidir.

Psikoloji; Sürekli stres hali insanlarda depresyon, öfke, mutsuzluk, uyumsuzluk gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Bu toplumsal ve ikili ilişkilerde ciddi sürtüşmelere neden olur.

Ofis yaşantısı ayrıca gözden ürogenital sisteme kadar bir çok rahatsızlığa neden olur. Bu rahatsızlıklar ve çözümlere ait öneriler ileride bu sütünlardan sizlere ulaşacak. Ancak çözüm üretilmesinde ve korunmada bu rahatsızlıkların biyolojik kökenlerinin anlaşılması çok önemlidir. Şu anda mahalle yaşamı, oyun, spor gibi orman yaşamının bazı uyarlamalarından habersiz, hayatı ders ve bilgisayar olan bir kuşak yetişmektedir.

Artık oyunlar ve yaşam iyice sanal düzleme taşınmaktadır. Bu beden-düşün uyumsuzluğuna bağlı hastalıkların gelecek kuşaklarda daha da artacağının işaretidir. Acı olan, bu hastalıklarının çözümünün, biyolojik kökenlerinin düzeltilmesi yerine tıptan bekleniyor olmasıdır. Bu beklenti, çözümün yakın bir gelecekte sağlanamayacağıdır. Oysa, spor- hobi-oyun üçlemesi gibi orman yaşamının uygar dünyadaki izdüşümlerini insan hayatına sokmak en ucuz, en etkili, en basit yöntem olarak elimizdedir.